Fevzi Budak
Erzurumlu arif bir ozan Erbâbı
19. Yüz yılda Erzurum'da yaşamış tasavvuf yolunda yürümüş ve tasavvuf düşünüş ve duyuşunu şiirlerine yansıtmış hem büyük bir ozan hem de marifet ehli bir arif Erzurumlu Erbâbı sazlı ve sözlü meşk oturakları nedeniyle yaşadığı dönemde bazı zâhid din adamlarının tepkisini çekmiştir. Tasavvufi derinlikteki kinayeli şiirleri ile dine gönül penceresinden değil özden daha çok şekilci bakan ve saz eşliğinde okunan ilahileri ve icra edilen meşk meclislerini günah sayan zahidlere arifane seslenişler ve göndermelerde bulunur. Saz çaldığı için oturak çadırını terkeden bir zâhidi riyakârlık üzerinden şu ince dokunuşla hicveder.
Meclis-i irfâni kor kalkar gider câhil gibi
Kalbi gafil mahrem-i esrârı râzı dinlemez
Bellidir ahvâlı Erbâbı riyâ meşreplinin
Kizbi söyler gıybeti dinler de sazı dinlemez.
Arif-zâhid başkalaşmasına bir başka örnek:
Ehl-i hakikatin münkiri çoktur
Onlar ehl-i hali sevdâyi bilmez
Hazret-i Mevlân'ın sırrı ademde
Mecnun olmayanlar Leylâ'yı bilmez
Zâhid aşka ermez akl ü idrâkın
Dâvâ eyler ilm ü zahirden sakın
Ayetten hadisten okur velâkin
Hakikatte nedir mânâyı bilmez
Sazla sözle feryâd eder bağırır
Hasret yaraları sızlar ağırır
Aşk-i ilâhiden çalar çağırır
Kim demiş Erbâbı Mevlâ'yı bilmez


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.